Content is King; Kral Kaybederse!
Content is King; Kral Kaybederse!

Content is King; Kral Kaybederse!

Medya söyleminin başında gelir hep; ‘’İçerik her şeydir’’ ve aslında yaratıcı tarafından tasarlanan dünya, içeriğin etrafında dolanır; bir bütünü sağlarken görüneni arzulamaz. ‘Arzu arzuyu arzular’ ama görüneni arzulamaz, yani bu böyleydi bir zamanlar. ‘Başkasının arzusunu tatmin etmeyi arzularız.’ Lacan’ın cümleleri bunlar, sanılmasın ki bir yapay zekanın uydurduğu toplaması çıkarması eksik, 7 parmaklı bir insan eli.

İstenen ve arzulanan şey biçemini değiştiriyor günden güne. Görünen ve beklenen hep ötede olan o ‘duygusal, naif perde’ tamamen yok olmuş durumda. Anneannenin evinin eski ve tozlu, kırmızı çiçekli perdesine ve naftalin kokusuna, çocukluğundan kalan pazar sabahı kahvaltısının yersiz huzuruna ve ilkokul aşkının sana aldığı ilk hediyeye bir şeyler oldu, çünkü geçmiş çok ‘slow motion’ oysa gelecek yaşandı ve bitti bile; speed ramp oldu hayallerim, oysa ben sıradan bir kar tanesiyim. (Duygusal manipülasyon her zaman çalışır)

İçerik geçmişte, hız gelecekte. O zaman bir sorum dahi kalmadı artık. Ben neredeyim? Biz neredeyiz? Nazım Hikmet değilim. Akşam da burada bitip burada başlıyor. Gündüz de burada, gece de ama günlerin de bir önemi kalmadı; günlerden kalan bir içerik kalmadı, hiç mi kalmadı? Hiç. Godot da gelmedi. Vergisi var. Kılıçdaroğlu geldi ve vergisi yok. Üstelik bedava. İçerik her şeydir oysa. Content is King!

Nerede bu işlerin içeriği? Nerede hayatının content’i? Sayın okuyan. Sana da tepkiliyim kendim kadar, içinden onayladığın şeyleri düşünüp ‘Ama Dünya böyle amaann bana mı kaldı derdi?, diyebilirsin. İçeriğin önemi; işsiz sosyal medyacılarla, kötü editörlükten mezun creative direktörlerle, kamerasız görüntü yönetmenleriyle ve oyuncusu olmayan filmlerle yitirildi çoktan. Kasasında para olmayan bir şirkete muhasebe müdürü olan yeni mezun naif, pembe yanaklı, tombik genç kadar safsın biraz. Para kazanmak hiç bu kadar sentetik olmamıştı; o da hoşuna gidiyor; Dünya biraz boştur. Tesellin de bu elbette.

İçerik her şeydir. Her şey de bir içeriktir. Elinde telefonun var, hatta film çekmişler iPhone ile, öyle diyorlar. Çekebilirsin yani. Çok zor bir kısmı yok. Otomatik kurgu da yapıyor bazen dünya. Tanrı’nın kurgusu sana uyuyor, senin kurgun CapCut’ta çoktan bitti bile. Render aldığın dosya hayatının öznesiz boşluğudan bir parça ve beğendikleri o güzelim videoların…

Arzuların en arzusuz olanı ama kendini bir o kadar da şeytan tüyü taşıdığı sananı. Hiçkimse değil bu. Hayali bir cehennemim savunucusu elbette. Kimse olamaz. Herkes haklı. İçeriği olmayan bir dünyasına içerik üretmek isteyen herkes kadar. Kral da kaybedecek elbet. İçerik hıza, dürtüye ve zamana yenilecek. Yeniden doğacak bir hiç olarak. Bazen hisseder ya insan kendisini bir hiç olarak; öyle işte içerik dediğimiz, üretilen medya emtiaları artık. Kral elbet kaybedecek, krallıklar yıkılmak için vardır. İçerikler de tükenmek üzere.

Şimdi çok kötü bir içeriğin, pespaye sahnelerinden birinde olmanın huzuruyla ve şevkiyle dünya güzel dönecek, yarın daha başka olacak. Kral kaybetti ama bu sefer hatalarının bedeliyle değil, bedel ödemesi gerektiği bir dünyada ilkel zihinlerde sadece ‘kendi halinde var olmak’ istediği için. O yüzden ne fotoğraflarındaki sensin, ne de sana bahşedilen sıradan şeyler ya da şeyler sıradan.

‘’Hayali bir yazısının pencere camının buğusunda.’’

Ve siz hiç düğün fotoğrafı çeken fotoğrafçı çırağının gelecekti halini hayal ettiniz mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir